Lizbon, içinden Boğaz genişliğinde bir nehir geçen ve yine İstanbul gibi 7 tepe üzerine kurulu tarihi dokusunu korunan, neşeli ve romantik bir kent...
Portekiz’in başkenti Lizbon, Atlas Okyanusu’nun kuzeydoğu kıyılarında yer alan, Akdeniz ikliminden nasibini fazlasıyla almış, Avrupa’nın hem tabii hem beşerî güzelliklerle bezeli hem de refah seviyesi en yüksek şehirlerinden biri. Ilıman bir iklime sahip olduğu için dört mevsim ziyaret edebileceğiniz bir kent. Lizbon’da bulunan ve Avrupa’nın en büyük havalimanlarından biri olan Portela Havalimanı’na indiğinizde, size önerim hemen bir “Lizbon Kart” almanız. Bir tür şehir kart olan ve toplu taşımadan, 23 tane müzeden ve şehirdeki birtakım kültürel etkinliklerden ücretsiz faydalanabileceğiniz “Lizbon Kart” edinmek, seyahatinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Bu kartı, havalimanından temin edebileceğiniz gibi internet üzerinden de satın alabilirsiniz.
Lizbon, bazı özellikleri ile İstanbul’a benziyor. Şehrin içindeki karşı kıyıları birbirine bağlayan iki köprüsü var ve şehir yedi tepe üzerine kurulmuş. Ayrıca, tarihî bir tramvaya sahip olması, denize çıkan sokaklar, eski imparatorluğun başkenti olması, her köşeye sinen tarih kokusu bu benzerliklerden birkaçı.
Yedi tepe üzerine kurulu şehir
Lizbon inişli çıkışlı bir coğrafyaya sahip olduğundan birçok cadde ve sokağa geçiş için asansörler ve füniküler sistemler yapmışlar. Santa Justa Asansörü bunlardan en ünlüsü çünkü neo-gotik mimarisi ile her göreni hayran bırakıyor. Bu asansör Lizbon’un Baixa semtinden Chiado semtine geçiş sağlamak için yapılmış. Ama aynı zamanda bu yapının en üstüne çıkıp Lizbon manzarası izlemek için de kullanılıyor. Eyfel Kulesi’nin mimarı Gustave Eiffel’e çıraklık yapmış Raoul de Mesnier du Ponsard tarafından tasarlanmış.