Dünyanı en eski evlerinden birisi Adana’da: Kapının üzerindeki gizemli figürün sırrı çözüldü!

Adana'nın tarihi mirası olan ve en eski yapıları arasında yer alan Ulu Cami, Yağ Cami ve Ramazanoğulları Külliyesi, ziyaretçilerini geçmişe götürüyor. Selçuklu, Memluk ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan bu eşsiz yapılar, şehrin kültürel zenginliğini gözler önüne seriyor.
Adana'nın simge yapılarından Ulu Cami, Yağ Cami ve Ramazanoğulları Külliyesi, ziyaretçilerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Her biri farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bu yapılar, şehrin kültürel zenginliğini yansıtıyor.
Adana'nın tarihi dokusuna ışık tutan en önemli yapılarından biri olan Ulu Cami, Ramazanoğulları Beyliği döneminde inşa edildi. 16. yüzyılın başlarında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yapımına başlanan cami, 1541 yılında oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından tamamlanarak ibadete açıldı.
Selçuklu, Memlük ve Osmanlı mimarisinin eşsiz bir sentezi olan yapı, taş işçiliği, çinileri ve hat sanatıyla ziyaretçilerini büyülüyor.
Özellikle giriş kapısındaki Selçuklu dönemi mimarisini yansıtan sarkıtlı konik çatı, caminin en dikkat çekici özelliklerinden biridir.
EŞSİZ ÇİNİLERİYLE GÖZ KAMAŞTIRIYOR
Ulu Cami, özellikle 16. ve 17. yüzyıllara ait çinileriyle ünlüdür. İznik ve Kütahya'da üretilen bu çiniler, Osmanlı çini sanatının en güzel örneklerini sergilemektedir.
Beyaz zemin üzerine lacivert, firuze ve mercan kırmızısı renklerin kullanıldığı çinilerde, bitki motifleri ağırlıktadır. 1998 yılında Adana’da meydana gelen deprem felaketinde hasar alan cami yıllar süren bir restorasyon sürecinden geçti.
Bu restorasyon çalışmaları esnasında sırasında 223 parça tarihi çini yerlerinden sökülerek yurt dışına kaçırıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yoğun çabaları sonucunda, çalınan çinilerin bir kısmı yurt dışından geri getirilmiş, kalan kısımlarının tespit ve iade çalışmaları ise halen devam ediyor.
EVLİYA ÇELEBİ'NİN "ESKİ CAMİ"Sİ
Yağ Camii, Adana'nın tarihi çarşısının kalbinde yer alıyor ve asırlardır şehrin simgelerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Cami, sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda taşıdığı tarihi ve kültürel değerlerle de önem taşıyor. Saint Jacque adına yaptırılmış bir kilise olup, kitabeye göre 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından camiye çevrilen Yağ Cami de Ulu Cami’nin hemen bitişiğinde yer alan diğer eserlerden. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde ‘Eski Camii’ olarak geçen, bir zamanlar yağ pazarı kurulduğu için sonradan bu ismi alan Yağ Cami, sadece bir cami olarak değil, aynı zamanda bir külliye olarak inşa edildiği biliniyor. 1558 yılında Piri Mehmet Paşa tarafından caminin yanına inşa edilen medrese, dönemin önemli eğitim kurumlarından biri olarak uzun yıllar boyunca kullanılmıştır.
TAÇ KAPISINDAKİ GİZEMLİ FİGÜR
Adana'nın tarihi dokusunu yansıtan en önemli yapılarından biri olan Yağ Camii, ziyaretçilerini sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda gizemli detaylarıyla da büyülüyor. Özellikle Mimar Sinan'ın eserlerinde sıkça rastlanan tavan ve kubbe geçişlerindeki geometrik süslemeler, Yağ Camii'nde de görülebiliyor. Özellikle caminin görkemli taç kapısı, Osmanlı mimarisinin izlerini taşırken, üzerinde bulunan baykuşa benzer kabartma ise merak uyandırıyor.
Dikdörtgen şeklinde mimari yapıya sahip olan Yağ Camii’nin dört sütun sırası ile beş avluya ayrılıyor. Yüksek kemerleri taşıyan sütunlar camiye farklı bir hava katarken, çok alçak olan sütunların sivri kemerlerle birbirine bağlandığı görülüyor. Genellikle ulu camilerde görülen mimari yapılan cami içerisinde uyarlaması yapılarak kilise izlenimi giderilmeye çalışılmıştır.
RAMAZANOĞULLARI BEYLİĞİNİN İHTİŞAMLI YÖNETİM MERKEZİ
Dünyada yapıldığı günden bu yana ayakta olan evlerden birisi burası. Bir iddiaya göre de en eskisi. Ramazanoğulları ailesinin konağı olan tarihi bina, Adana’nın tarihi şehir merkezinde Ulucami Külliyesi’nin yanında yer alıyor. Adana tarihinin önemli kısmına tanıklık eden Konak, Ramazanoğlu Beyliği Sarayı’nın ayakta kalan kısmı ve Selamlık bölümü, yani yönetim merkezini oluşturuyor.
Tarihi kaynaklara göre, Yavuz Sultan Selim'in Mısır ve IV. Murat'ın Bağdat seferlerine giderken burada konakladığı biliniyor.
Konak, geleneksel Türk ev mimarisinin güzel bir örnekleri arasında yer alıyor. İki katlı olan yapının iç avlusu ve harem bölümü bulunuyor. Günümüzde müze ve etnilikk merkezi olarak kullanılan konak, iç mekânda özellikle ahşap işçiliği ve tavan süslemeleri, dönemin yaşam tarzını yansıtan detayları dikkat çekiyor.