Ekmeğini denizin dibinden çıkartıyor! Tatilciler hayretle izliyor
Antalya'da otobüs ve kamyon şoförü olarak çalışan 4 çocuk babası Erhan Uludağ (36), kentin dünyaca ünlü sahilinde denizin dibine dalarak çıkardığı metalleri geri dönüşüme satıyor. Denizden 15 günde 3,5 ton metal çıkaran Uludağ, kilosunu ise 7 liradan satıp aile bütçesine büyük bir gelir sağlıyor.


Demirleri geri dönüşüme satabileceği fikriyle her gün sahile gelip denizin dibine palet ve gözlüğüyle tüpsüz dalan Uludağ, günde ortalama 250-300 kilo metal çıkarmaya başladı. Kış aylarında otobüs ve kamyon şoförlüğü yapan Uludağ, yaz aylarındaki 2 aylık tatilini de denizden metal toplamakla geçirmeye başladı.

Bu yıl 15 gündür denize dalan ve 3,5 tona yakın demir çıkartan azimli adam, kilosunu 7 liradan satıp aile bütçesine büyük katkı sağladı.

“Tatilimi yapıyorum, aile bütçeme ve çevreye katkı sağlıyorum”
Geçen yıl 3 ay, bu yıl ise işi gereği tatilinin 2 ay olduğunu belirten Erhan Uludağ, bu süre içerisinde denize gelerek hem tatil yaptığını hem aile bütçesine hem de çevreye katkı sağladığını anlattı.

Günde ortalama 250-300 kilo metal çıkarttığını belirten Uludağ, “Yaklaşık 15 gündür dalış yapıyorum, topladığım malzemeler 3,5 tona yaklaştı. Sezon sonuna 20 tonu bulur. Kilosunu 7 lira civarında satıyorum.

2 ay dalış yaptıktan sonra ise şoförlük yapıyorum. Hem tatil yapıyorum, hem buradaki sahilimizi temizliyorum hem de aile bütçeme katkı sağlıyorum” dedi.

Uludağ, su altında çıkartamayacağı ağırlıkta metaller olduğunu da ifade ederek, yerlerini bildiğini ve yardım edilmesi durumunda o metallerin de çıkartılabileceğini söyledi.

“Şaşıranlar oluyor”
Denize giren tatilcilerin çıkardığı metalleri görünce çok şaşırdığını da sözlerine ekleyen Uludağ, “Metalin yanı sıra bazı eşyalar ve para da buluyorum.

Bu nasıl denizden çıkıyor diye insanlar çok şaşırıyor. Tebrik ve teşekkür edenler oluyor” diye konuştu.

“Saygı duyuyorum”
Sahilde tatil yapan Çetin Sağlam ise Konyaaltı Sahili'nden bu tarz metallerin çıktığını görmek üzücü bir şey olduğunu vurguladı.

Denizden böyle metallerin çıktığını görünce şaşırdığını ifade eden Sağlam, “Böyle metallerin çıkabileceğini hiç tahmin etmiyordum.

Şaşırttı beni. Erhan Bey'in yaptığına çok saygı duyuyorum hem de böyle metalleri çıkarttığı için teşekkür ediyorum” dedi.

Asırların taşıdığı tandır geleneği unutulmaya yüz tuttu
Diyarbakır’da ise 15 yıldır ekmeğini çamurdan çıkaran tandır ustası Salih Barış, asırların geleneğini olan tandır mesleğinin kentteki son temsilciliğini yapıyor. Barış, aynı zamanda mesleğin zorluğundan kurtulmak için ‘çark’ adını verdiği makineyi keşfederek işinde kolaylık sağlıyor.

Tarihi 5 bin yıllık bir geçmişe dayanan tandır, farklı kültürlerin ortak noktada buluştuğu Diyarbakır’da yolculuğu hayranlık uyandırıyor. Birçok yemeğe, ekmeğe ve böreğe ayrı bir güzel tat katan tandırlar, Dicle Nehri kenarından alınan toprak, saman, keçi kılı ve suyun karıştırılıp yoğrulmasıyla elde ediliyor. Ustaların 4 maddeyi karıştırıp ellerinde şekillenmesiyle ortaya çıkan tandır, kurumasıyla birlikte yaklaşık 8 günde ortaya çıkıyor.

Merkez Yenişehir ilçesinde tandır mesleğini icra eden 60 yaşındaki Salih Barış, her topraktan tandır yapılmadığını belirterek, yaz ile kış aylarında tandır yapımında gün farklı olduğunu dile getirdi.

Tandırın yapım aşamasını anlatan Barış, “Tandırın çamurunu öncelikle yoğuruyoruz. Daha sonra 1 gün boyunca o tandır çamurunu dinlendiriyoruz. Böylelikle toprak kendini çekerek kıvamına geliyor. Daha sonra yerde tandırın şeklini çizerek bir tandırı elle yaparsak kalemle çizermiş gibi asla şekillendiremeyiz. Bitmiş bir tandırı 3 ay boyunca yere bırakırsak o ölçü değişir. Tandır aynı zamanda her yakıldığında küçülür. Tandır yapımının mühendisliği yoktur.

Herkes kendi kafasına göre tandıra şekil veriyor. Tandıra şekil verdikten sonraki aşama ise birkaç gün daha bekletilip taşlamaya geçilir. Tandırda eğrilik söz konusu olunca ıslak bir süngerle yumuşatıp taş ile düzleştiririz oraları. Sonrasında ise tandırı göndeririz” dedi.

“Toprağın nefesi, ateşin ısısı”
Tandır ekmeğiyle taş fırını ekmeğinin arasında fark olduğunu söyleyen Barış, “Bir tandırı yapmak gerçekten çok zordur. Herkes tandır yapamaz, öyle kolay değildir. Büyüklerimiz 'Toprağın nefesi ateşin ısısı.

Ondan üstün lezzet çözülmez' demiş. Bu, toprak ile taşın tadı değişiktir. Tandır ekmeği yapılırken mesela hamur içerisindeki su fazla çekilmez. Ama ekmek normal fırına atıldığı zaman o ekmeğin suyu fazla kurur. Böylelikle normal fırın ekmeği hemen kururken, normal fırın ekmeği 1 hafta da geçse kurumaz. Tandır ekmeğinin tadı da lezzeti de değişik olur” diye konuştu.

Tandır ağırlığı Salih ustayı kaşif yaptı
340 kiloya kadar çıkan tandırların ağırlığından kurtulmak için ‘çark’ adını verdiği makineyi ürettiğini ifade eden Barış, şunları kaydetti:

“Aynı zamanda tandır satışını bazen birden fazla yaparken yorulmamam için kendim bir çark ürettim. Araçlara tandırları yüklediğimizde ağır olduğu için bel ağrısı yapar, bazen de vatandaş kaldırırken parmağı altında kalırdı. Ben de bundan kurtulmak için çark aletini yaptım. Tandırın yüklenmesi daha pratik oluyor. 340 kilo ağırlığına kadar tandırımız oluyor. Bu ağırlıktaki tandırı kaldırmak çok zor oluyor. Ama icadımla tek elle kaldırıp araca bindiriyorum.”